Yurtta Sulh Konseyi Başkanı sivil olabilir
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimisırasında, kapatılan Kuleli Askeri Lisesi, Vaniköy, Beykoz'da yaşananlar ve Çengelköy Polis Merkezi'nin işgal edilmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, eski Tuğgeneral Mehmet Partigöç ile eski Albay Cemil Turhan'ın ofislerinden çıkan "sıkıyönetim mesajı" ile ilgili detayların bulunduğu bilirkişi raporuna yer verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'na bağlı başsavcıvekillerince hazırlanan iddianamede, başka bir soruşturma kapsamında eski Maltepe'deki Nurettin Baransel Kışlası 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı Yarbay Fatih Karakaya'nın makam odasında yapılan aramada ele geçirilen emir ve ekindeki belgeler konu edildi.
"Hava Harp Okulu Komutanı, İstanbul Valisi olarak atanmış"
Ekinde, "Sıkıyönetim komutanlıkları ve sıkıyönetim mahkemeleri görevlendirme listesi, Ankara ve İstanbul şehirleri asayiş-takviye planı ve diğer atamalar" başlıklı gizli ibareli dokümanlar bulunan, tüm sayfaları paraflanmış "Harekat Yıldırım ve Sıkıyönetim Direktifi" konulu emrin 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'na gönderildiği belirtilen iddianamede, emir ekindeki atamalar listesinde 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı, Kulesi Askeri Lisesi Komutanlığı, Yalova Hava Meydan Komutanlığı ve Hava Harp Okulu Komutanlığı'nda görevli bazı personellerin isimlerinin yer aldığı aktarıldı.
İddianamede, bu listelere göre, eski Hava Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Fethi Alpay'ın İstanbul Valisi, eski Hava Harp Okulu Dekanı Kurmay Albay Ahmet Gümüş'ün İş Bankası Genel Müdürü, eski Hava Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanı Hüseyin Ergezen'in TRT İstanbul Müdürü, eski 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu'nun İstanbul Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı, eski Kuleli Askeri Lisesi Okul Komutanı Kurmay Albay Muammer Aygar'ın Genelkurmay 2. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı olarak atandıklarının anlaşıldığı ifade edildi.
Evraka bilirkişi incelemesi
Sözde "Yurtta Sulh Konseyi" bildirisinde imzası bulunan eski Genelkurmay Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün makam odasında bulunan evraklar ile eski Genelkurmay Başkanlığı General-Amiral Şube Müdürü Albay Cemil Turhan'ın ofisinden çıkan evrakların, 15 Temmuz 2016'dan sonra talep üzerine Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'nca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği anlatılan iddianamede, bu evraklarla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu tarafından görevlendirilen 3 uzman bilirkişinin inceleme yaptığı kaydedildi.
İddianamede yer verilen ve bilirkişi heyetince düzenlenen 21 Şubat 2017 tarihli, "Sıkıyönetim direktifine ilişkin tespitler" adlı raporda, darbe girişimi ve örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki (TSK) hiyerarşisiyle ilgili dikkati çekici açıklamalar ilk kez gün yüzüne çıktı.

"Darbe yapmak maksadıyla hazırlandı"
Sıkıyönetim mesajının, FETÖ/PDY tarafından "anayasal düzeni ortadan kaldırmak" maksadıyla hazırlandığı belirtilen bilirkişi raporunda, mesajda anayasal düzeni yok etmeyi öngören ifadelerin yer aldığı ve metnin tam manasıyla darbe yapmak maksadıyla hazırlandığı vurgulandı.
Darbe mesajında imzası olanların ve atama listelerinde görev verilenlerin birçoğunun daha önceden FETÖ/PDY mensupları olduklarına dair Genelkurmay Başkanlığı'na ismi verilen şahıslar olduğu belirtilen raporda, şu ifadeler yer buldu:
"Mesajda, darbenin fiilen başlayacağı saat haricinde, darbeye iştirak edenlere yönelik olarak kimin nerede, ne yapacağına dair herhangi bir talimat yer almamaktadır. Buna rağmen planlanandan beş saat önce başlatılan darbeye iştirak edenler, organize biçimde örgüt tarafından görevlendirildikleri yerlere gitmiş ve kendilerine tevdi edilen vazifeleri yapmaya çalışmışlardır. Bu kapsamda darbe planının çok önceden detaylı olarak hazırlandığı ve örgüt elemanlarına görevlerinin önceden tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu da söz konusu planın, kısa sürede hazırlanabilecek bir plan olmadığını, asgari birkaç hafta önceden hazırlık yapılarak ve örgüt içerisinde detaylı olarak koordine edilmeyi müteakip son şekli verilerek kaleme alındığını göstermektedir."
"Atamalar örgütün en üst düzey mensuplarınca hazırlandı"
Birbirinden habersiz hücreler şeklinde yapılanan FETÖ'nün, gizliliğe azami özen gösterdiği ve örgüt içinde yer alan bir kişinin ancak çok sınırlı sayıda örgüt mensubunu tanıyabildiği hususlarının göz önüne alınması gerektiği bildirilen raporda, "Bu darbe planının eklerinde yer alan atamaların, örgütün en üst düzeydeki sivil ve askeri mensuplarınca ortaklaşa hazırlanabileceği değerlendirilmiştir. Örgüt içerisinde yer alan her iki veya üç asker kişinin sivil bir imam veya abi sorumluluğunda faaliyet gösterdiği dikkate alındığında, yüzlerce örgüt mensubunun mesleki ihtisas ve tecrübeleri de göz önüne alınarak görevlendirilmesi, örgütün en üst düzey üyelerinin koordinesi olmadan mümkün görülmemektedir." denildi.
Hain darbe teşebbüsünü planlayanlar tarafından hazırlanan "Sıkıyönetim Direktifi" isimli mesajın 15 Temmuz 2016'da, saat 22.15'de çekildiği ve sözde darbe emrinde fiilen başlama zamanının, "16 Temmuz 2016 saat 03.00" olarak yer aldığı bilgisi verilen raporda, "Mesajın çekildiği saatle fiilen başlama zamanı arasında yaklaşık beş saatlik bir fark olmasına rağmen, 'TSK 16 Temmuz 2016 saat 03.00 itibarıyla yönetime el koymuştur.' şeklinde ifade kullanılmıştır. Bu itibarla önceden darbe planının yapıldığı, mesajının hazırlandığı ve fiili olarak başlama zamanının 16 Temmuz 2016 saat 03.00 olarak kararlaştırıldığı, ancak bilinmeyen bir nedenle darbenin başlama saatinin geriye çekildiği değerlendirilmektedir." ifadesi yer buldu.
"İsmi, sivil olduğu için mi yazılmadı?"
Mesajın sonundaki imza bölümünde herhangi bir ismin zikredilmediği ve sadece "Yurtta Sulh Konseyi Başkanı" ibaresinin yer bulduğu belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:
"Bu ibare oluşturulmuş bir komite/konseyde, en yetkili olan tek bir şahsa işaret etmektedir. TSK'da mesajların imza blokunda, sadece unvan veya makamın yazılması ismin zikredilmemesi gibi bir uygulama bulunmamaktadır. Bu hususun, darbeyi planlayanların konsey başkanı olarak darbeyi idare edecek kişinin kim olacağına son ana kadar karar verememesinden veya konsey başkanının sivil bir şahıs olması nedeniyle askeri bir mesajda adının yazılmasının uygun görülmemesinden kaynaklandığı düşünülmektedir."
Bilirkişi raporunda, atama planlamasının bir iki gün içinde hazırlanamayacak kadar kapsamlı, önemli görevleri içerdiği, muhtemelen kalkışma öncesi aylarda veya haftalarda oluşturulduğu ve bazı sivil görevlere atama yapılmış olması nedeniyle örgütün en üst düzey sivil elemanlarıyla da koordine edildiğinin anlaşıldığı belirtilerek, bazı bakanlıklara veya genel müdürlükler ile kamu bankalarına atama yapılırken, bazılarına atama yapılmaması örnek gösterildi.