Kaşıkçı'nın katledilişinin 40. günü
Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğu'nda, öldürülmesinin üzerinden 40 gün geçerken, cesedinin nerede olduğu sorusu hala yanıt bekliyor.
Levent'teki Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na 2 Ekim'de girdikten sonra bir daha çıkamayan Kaşıkçı'nın akıbetiyle ilgili ilk başlarda inkar yolunu seçen Suudi Arabistan'ın aksine Türkiye, olayın başından itibaren attığı etkili adımlarla olayın örtbas edilmesi önlendi.
Kentteki birçok güvenlik kamerasında binlerce saatlik görüntü dökümünü en ince ayrıntısına kadar araştıran İstanbul polisi, Kaşıkçı'nın konsolosluk binasından hiç ayrılmadığını, kıyafeti, gözlüğü ve sakalıyla Kaşıkçı'ya benzetilmeye çalışılarak İstanbul'da dolaştırılan kişinin de gerçek kimliğini deşifre edip ayrıntılara hakim olduğunu ortaya koydu.
Kaşıkçı'nın cinayet planı çerçevesinde konsolosluk görevlilerinin Yalova'da ve Belgrad Ormanı'nda keşif yaptığını da belirleyen ekipler, Suudi Arabistan yönetiminden günler sonra gelen izin doğrultusunda konsolosluk binası ve konutunda detaylı inceleme yaparak, cinayet delillerini ortaya çıkarmak için yoğun çaba harcadı.
Suudi Arabistan, Türkiye ve uluslararası kamuoyunun yoğun baskısının etkisiyle olaydan 18 gün sonra kısmi bir itirafla gazetecinin "yaşanan boğuşma" sırasında öldüğünü açıkladı.
%2Fkislakci.jpg)
Elde edilen delillerle cinayeti örtbas etme çabalarını boşa çıkaran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 31 Ekim'de yaptığı açıklamayla 60 yaşındaki Kaşıkçı'nın kendi ülkesinin konsolosluğunda boğularak öldürüldüğünü ve cesedinin parçalanarak yok edildiğini duyurdu.
Kaşıkçı'nın nerede, ne zaman ve nasıl öldürüldüğü ortaya çıkarken, "Cemal Kaşıkçı'nın cesedi nerede?" sorusuna halen yanıt bulunamadı. Kaşıkçı'nın ailesi, dostları ve sevenleri, 60 yaşındaki gazetecinin İslami usullere uygun defnedilmesi için cesedinin bulunup kendilerine teslim edilmesini bekliyor.
