Kamu Son Haber'in birinci sayfası

Kamu Son Haber'in birinci sayfası

Kamu Son Haber'in birinci sayfası

bir-001.jpg

Kamu Son Haber'in birinci sayfası için tıklayın...

'EKONOMİK SIKINTI ÇÖZÜLMEDEN DEPREME ÇARE BULUNAMAZ'

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, 'Marmara'da nüfus yerleşimi tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Yoksul ile orta gelirli halk çaresizdir. Ekonomik sıkıntı giderilmeden depreme çare bulunamaz' dedi

Deprem Bilimci, Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, meydana gelen depremlerin ardından sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı. Ercan'ın açıklaması şöyle:

"İmralı önlerinde olan deprem Kuzey Marmara (İstanbul) ile Güney Marmara kollarında (Bursa) beklenen depremlerle ilgili değildir. Marmara'da nüfus yerleşimi tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Kentsel dönüşüm nüfus yoğunluğunu karşılayacak ölçüde olamamaktadır. Bankalar kredi faizlerini arttırmıştır. Yoksul ile orta gelirli halk çaresizdir. Ekonomik sıkıntı giderilmeden depreme çare bulunamaz. Sığınmacı akını, göç, nüfus artışı durdurulmalıdır. Türkiye bir an önce çelik yapıya geçmelidir."

Marmara Denizi, Gemlik Körfezi'nde saat 10.42 sıralarında 5.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Aynı noktada 3 dakika sonra saat 10.45'te 4.5 büyüklünde bir deprem daha meydana geldi. 5,1 büyüklüğündeki deprem İstanbul'da da hissedildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTU) Öğretim Üyesi, jeolog Prof. Dr. Naci Görür, depreme ilişkin açıklama yaptı. Naci Görür, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Arkadaşlar, Bursa, Mudanya Kumyaka'nın biraz açıklarında 5,1 deprem oldu. Bu deprem belli ki çok insanı telaşlandırmış. Deprem muhtemelen Zeytinbağı Fayının Gemlik Körfezi içindeki kısmında. Bu fay KAF’ın güney kolunun bir parçası. Güney kol yavaş hare ket eden ama stres biriktiren bir fay zonu. 1999 depremlerinde tahmin ediyorum stres kaybına uğradı. Biz şimdi depremi kuzey kolda bekliyoruz. Şu an bir sıkıntı görmüyorum ama Gemlik'te önlem alınarak bu yerleşim alanı deprem dirençli hale getirilmelidir. Bu kentimizin yeri çok tehlikelidir ve doğrudan Gemlik fayının üzerindedir. Geçmiş olsun."

'HER DEPREMİ ÖNCÜ DEĞİLDİR'

Depremin ardından Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Doç. Dr. Doğan Kalafat açıklamalarda bulundu.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, "5.1 büyüklüğünde 5.4 kilometre derinlikte bir deprem meydana geldi. Bu deprem başta Bursa olmak üzere İstanbul'a kadar farklı illeri etkilemiş durumdadır.

Şu ana kadar kırk civarında deprem oldu. Bizim kayıtlarımıza göre depremlerin en büyük artçısı 3.8'dir. Bu depremlerin 9 tanesi 3'ün üzerindedir. Kuzey Anadolu Fayı, Marmara Bölgesi'nde Akyazı'da iki kola ayrılıyor. Bir tanesi; kuzeyden giden kuzey kol, diğeri de güney kol. Güney kol da İznik'in güneyinden geçerek Gemlik Körfezi'nde Marmara Denizi ile birleşiyor.

Bu bölge sismik olarak aktif bir yer. Marmara'da bir deprem bekliyoruz ama bu Marmara Denizi'nde olan her depremin meydana gelecek olan depremin öncüsü olarak algılamamak gerekir. Ortalamalara baktığımızda Marmara Denizi'nde yılda 900 tane deprem olmaktadır. 2020 yılından bu yılın 15 Ağustos'una kadar baktığımızda Marmara Bölgesi'nde 3 bin tane irili ufaklı deprem oldu" dedi.

'ENDİŞE EDECEK HERHANGİ BİR DURUM YOK'

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Doç. Dr. Doğan Kalafat ise, "Kuzey Anadolu Fay zonunun iki tane ana kolu var. Bir tanesi kuzey kol diğeri ise İznik'in güneyinden Gemlik Körfezi'ne giren ve şu anda da depremin olduğu güney koldur. Bu deprem güney zon içinde küçük bir kırılma sonucunda meydana gelmiş bir depremdir.

Bu Kuzey Anadolu Fayı'nın ana parçalarıyla birebir ilişkisi yoktur. Ama zon içinde küçük bir yırtılma sonucunda meydana gelmiş bir depremdir. Olumlu olarak değerlendiriyoruz. Bizi endişeye sürüklemeyen en önemli kriter ise 5.1'lik ana deprem sonucunda artçı depremlerin zaman içinde dağılımıdır.

Bu sismolojik açıdan önemlidir. Şu an için takip ediyoruz. Ümit ederiz ki bu artçı depremler zaman içinde azalır. Şu an için endişe edecek herhangi bir durum yok" açıklamasında bulundu.

Trakya Üniversitesi (TU) Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya, TÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde düzenlenen "1923'den 2023'e Türkiye Depremleri ve Geleceğe Bir Projeksiyon" panelinde Türkiye'de son 100 yılda meydana gelen depremler ve özellikleri hakkında bilgi verdi.

Kaya, panelin ardından Türkiye'nin Alp-Himalaya deprem kuşağında bulunan bir deprem ülkesi olduğunu ifade etti.

Alp-Himalaya kuşağında çok sığ depremlerin yaşanabildiğine dikkati çeken Kaya, "Bunlar daha çok yerkabuğunun içinde olan depremler. Türkiye bu kuşağın üzerinde olduğu için bu depremler sürekli olacak. Ana gerekçe Arap levhasının güneyden Avrasya levhasına doğru yaklaşması, dolayısıyla Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı'nın arasında Anadolu'nun yılda yaklaşık 2,5 santimetre batıya doğru hareketi." dedi.

Kaya, sığ depremlerin ardından deprem dalgalarının kısa sürede yeryüzüne ulaştığını belirtti. Yeryüzüne yakın olan depremlerin yıkıcılığının derin depremlere göre daha çok olduğuna dikkati çeken Kaya, şunları kaydetti:

"Türkiye'deki depremlerin çoğu ilk 20 kilometre içinde oluyor. Deprem olduktan 3-4 saniye sonra deprem dalgaları yeryüzüne ulaşıyor. Dolayısıyla bu yıkımı artırıcı bir etki. Can ve mal kayıplarımızın ana gerekçesi bu durum."

yedi.jpg

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.